Kahramanmaraş, Geç Hitit şehri olan Gurgum’un bulunduğu yerde kurulmuştur. Sistematik bir kazı yapılmamış olmasına rağmen bir çok Hitit anıtı bulunmuştur. Buluntuların çoğu şehir merkezinden gelmektedir. Bunların da çoğunluğu sonraki devir yapılarında kullanılmış olarak ikincil mevkilerde bulunmuştur. Erken yıllarda bulunan eserlerin bir kısmı çeşitli yabancı müzelere (New York, Paris, Berlin, Tiflis, St. Petersburg, Boston, Kudüs), bir kısmı da İstanbul ve Adana müzelerine gitmiştir. Daha sonraki buluntular Kahramanmaraş Müzesinde toplanmıştır.

Gurgum krallığının MÖ 8. yüzyıl sonuna kadar devam etmiş olduğu bilinmektedir. Bulunan eserlerin çoğu 9. ve 8. yüzyıla tarihlenmekle birlikte, I. Larama steli gibi MÖ 10. yuzyıla ait eserler de vardır.

Kraliyet Anıtları

I. Larama Steli

Bu bazalt stel ilk olarak Otto Puchstein tarafından 1882 yılında önce Maraş’ta bir mezarlıkta farkedilmiş, daha sonra aynı yıl içinde Maraş’taki Amerikan misyonunda bulunan Hanry Marden’in elinde olduğu görülmüş ve 1890 yılında ise Marden ailesi tarafından NY Metropolitan müzesine bağışlanmıştır. Stel 1.10 m yüksekliğinde ve 56 cm genişliğindedir. Üzerindeki erkek figürü steldeki yazıtın yazarı olan Gurgum hükümdarı Laramas’ı temsil etmektedir. Larama kendisini Asturamanza’nin torunu ve Muwatalli’nin oğlu olarak tanıtır. Yedi satırlık yazıt atipik olarak figürün başı ve elleri hariç stelin bütün yüzünü kaplayacak şekilde işlenmiştir. Yazıda Larama Gurgum kentini bir yıkım sonrası nasıl yeniden inşa ettirdiğinden bahsetmektedir. Stel yaklaşık olarak 10. yüzyıla tarihlenmiştir ve New York Metropolitan müzesinde bulunmaktadır.

https://www.metmuseum.org/art/collection/search/322140

II. Halparuntiya Heykeli

Granitten yapılmış bir uzun etekli bir giysi giyen erkek heykelinin sadece belden dizlere kadar olan bölümü mevcuttur. İlk olarak 1906 yılında Maraş kalesinde olduğu kayda geçmiş, aynı sene İstanbul Müzesine nakledilmiştir. Heykelin mevcut kısmının yüksekliği yaklaşık 1 metre ve her bir kenarı 60 cm kadardır. Altı satırlık bir Luvice bir yazıt eteklerin üç yanını saracak şekilde işlenmiştir, ancak altıncı satırın sadece bir kaç işareti görülebilmektedir. Yazar, Halparuntiya, kendini Muwatalli’nin oğlu, Muwizi’nin torunu ve Gurgum kralı olarak tanıtır ve başka ülkelere karşı yaptıgı seferlerden bahsetmektedir. Muwatalli ve Halparuntiya büyük ihtimalle Asur kralı III. Şalmanezer’ın yıllıklarında M.Ö. 858 ve 853 yıllarında bahsettiği Gurgum kralları Mutallu ve Qalparunda ile aynı kişiler olmalıdır. Dolayısıyla heykel M.Ö. 9. yüzyıl ortası veya hemen sonrası bir zamana tarihlenebilir. İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir

Maraş Aslanı

Bu kitabeli kapı aslanı 1884 yılında Maraş kalesi kapısının üzerindeki yerinden alınarak İstanbul Müzesine nakledilmiştir. Orjinal buluntu yeri ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Aslanın sağ tarafındaki düz çıkıntı orjinal posizyonunun kapı girişinin sağ kanadında olduğuna işaret etmektedir. Bazalttan yapılmış aslanın uzunluğu 73 cm, yüksekliği 41 cm ve genişliği 25 cm’dir. Altı satırlık Luvice yazıt aslanın sol yanının hemen hemen tamamını kaplamaktadır. Yazar Halparuntiya kendisini hükümdar (tarwani) ve Gurgumlu kral olarak tanıtır ve yazıtın ilk üç satırında detaylı bir soy ağacı verir: Vali(?) (II.) Larama’nın oğlu, kahraman (II.) Halparuntiya’nın torunu, güçlü(?) (II.) Muwatalli’nin torununun oğlu; hükümdar (I.) Halparuntiya’nın torununun torunu, kahraman Muvizi’nin torununun torununun oğlu, vali(?) (I.) Larama’nin soyu. Yazıtın kalan kısmında çeşitli tanrıların lütuflarından bahsetmektedir. Aile ağacında iki ayrı Halparuntiya daha olmasından dolayı bu kral III. Halparuntiya olarak adlandırılır. Asur kralı III. Adad-Nirari’nin M.Ö. 805 BCE tarihinde diktiği Pazarcık stelinde Gurgum kralı ve Palalam’ın oğlu Qalparuda olarak bahsedilen kişi, Palalam ve Larama yazımları arasındaki garip farklılıga rağmen, büyük ihtimalle bu yazıtın yazarı Larama’nın oğlu Halparuntiya ile aynı kişidir. Dolayısıyla Maraş aslanı yaklaşık olarak 9. yüzyıl sonuna tarihlenebilir. Bu eser 2013 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesinden alınarak yeni inşa edilen Kahramanmaraş Müzesine nakledilmiştir.

Asatiwasu Heykeli

Bazalttan yapılmış blok uzun bir kaftan giymiş bir erkek heykelinin alt yarısıdır. Heykel 1985 yılında Maraş kalesinin güney yakasındaki eski bir evin yıkımı sırasında temel taşları arasında bulunmuştur. Mevcut parça 0.5 metre yüksekliğinde ve her bir yanı yaklaşık 0.25 metre genişliğindedir. Beş satırlık Luvice bir metin heykelin eteklerinin arka yüzü hariç üç yanını saracak şekilde işlenmiştir. Yazar Asatiwasu, ismi kırılmış olan bir hükümdarın görevlisidir. Asatiwasu kendisine verilmiş arazide yaptırdığı yapıların yanına kendi heykelini dikerek adak yapmaktadır. Stilistik ve dilbilimsel ayrıntılar itibarı ile M.Ö. 9. yüzyıl sonlarına tarihlenebilir. Eğer bu tarih doğru ile ismi kayıp olan hükümdar Gurgum kralı III. Halparuntiya olabilir. Heykel Kahramanmaraş Müzesinde sergilenmektedir.

Kral heykeli

Oldukça aşınmış bazalt taştan uzun etekli bir kıyafetle betimlenmiş erkek heykeli muhtemelen bir hükümdara aittir. Baş kısmı kırık olan heykel 1970li yıllarda Kahramanmaraş’ın 60 km kadar doğusundakı Pazarcık’ta bulunmuştur, ancak orjinal buluntu yeri ile ilgili detaylı bilgi yoktur. Heykelin sol tarafına kemere asılı bir kılıç işlenmiştir; sağ tarafında ise 3-satırlık Luvice yazıt görülmektedir. Yazıt muhtemelen heykelin arkasına doğru da devam etmektedir ama hiç bir izi kalmamıştır. Yaklaşık 1.32 metre yüksekliğinde ve 32 cm genişliğindedir. Stil olarak M.Ö. 9. yüzyıla ait olduğu tahmin edilmektedir. Kahramanmaraş Müzesinde sergilenmektedir.

Stel fragmanı

Stelin temsili bir öğütme taşı şeklinde yapıldığı düşünülmektedir ve yazıtta bahsedilen bir tahıl ambarına ait kitabe olmalıdır. Eser 1880’li yıllarda İskenderun kaymakamı tarafından İstanbul Müzesine gönderilmiştir ama buluntu yeri hakkında bir kayıt yoktur. Mevcut parçanın boyu 35 eni 22 cm’dir ve yazıtın sadece son 4 satırını içermektedir. Yazıtın sahibinin ismi Larama, Maraş yazıtlarından bilinen biri 10. yüzyıl ve diğeri 9. yüzyıl sonlarına ait iki Gurgum kralı ile aynıdır. Filolojik veriler 9. yüzyıl ile uyumlu olduğundan dolayı, bu kişi II. Larama olabilir. Eser İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Stel ve Heykeller

Fırtına Tanrısı Steli

Bazalt taşa işlenmiş Fırtına Tanrısı steli 1908 yılında Maraş’ta bir konağın önündeki yerinden alınarak İstanbul Müzesine nakledilmiştir. Üst bölümu kırık olmasına rağmen Fırtına Tanrısı’nın tipik bir pozda, havaya kaldırdığı sağ elinde muhtemelen bir silah tutarken betimlenmiştir. Mevcut parçanın yüksekliği 42 cm ve genişliği 31 cm’dir. Figürün arka planına biraz dağınık bir şekilde Luvice bir metin işlenmiştir. Bu tanrı steli için yapılacak hayvan adaklarından bahsetmektedir. Stelin altındaki çıkıntı bir kaideye oturtulmak için yapılmıştır. İstanbul Arkeoloji Müzesi deposundadır.

Fırtına Tanrısı Steli 2

Bazalt taşa işlenmiş Fırtına Tanrısı steli Maraş şehir merkezindeki ikincil lokasyonundan 1930’lu yıllarda Adana Müzesine nakledilmiştir. Oldukça aşınmış durumda olmasına rağmen ön yüzünde bir elinde savaş baltası diğer elinde yıldırım tutar pozda bir Fırtına Tanrısı kabartması görülebilmektedir. Bu figürün üstünde kanatlı güneş kursu dış hatlarıyla ayırt edilebilmektedir. Stel 1.06 metre yüksekliğinde ve 0.65 metre genişliğindedir. Arka yüzünde artık çoğu okunmaz durumda olan dört satırlık Luvi hiyeroglifi yazıtı mevcuttur. Okunabilen bir kaç kelimeden tanrılara yapılan adaklardan bahsedildiği anlaşılmaktadır. Adana Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Yazıtlı Kaide Parçası

Parçanın birbirine dik iki yüzünde yazıt mevcuttur. A yüzündeki yazıtın soldan sağa 90 derecelik bir açıyla dönüyor olması bu yüzeyin kaidenin üst yüzeyine denk geldiğine işaret eder ki B yüzeyindeki yazının yönü de bunu desteklemektedir. Ayrıca A yüzeyinde yazının üst tarafında bulunan boş bant ve en üst kenarında izi görülen girinti buraya bir heykel veya stel oturtmak için kullanıldığına işaret etmektedir. Kısa olmasından ötürü içeriği net değildir ancak Gurgum şehrinin ismi geçmektedir. M.Ö. 9. yüzyılın ikinci yarısına ait oldugu tahmin edilmektedir. Mevcut parçanın A yüzü 29 cm, B yüzü 21 cm yüksekliğinde, ve genişliği 28 cm’dir. Otto Puchstein tarafından 1883 yılında Maraş’taki American misyonunda görevli Henry Marden’in elinde olduğu belirtilmiş ve bu kişiden doğru parça 1890 yılında New York Metropolitan Müzesine gitmiştir.

https://www.metmuseum.org/art/collection/search/328746

Mezar stelleri

Tarhuntiwasti’ye ait Mezar Steli

Azini’nin karısı Tarhuntiwasti’ye ait bazalt mezar steli. İlk olarak 1880li yıllarda kayıt altına alınmıştır ve Maraş’ta Dr. Kevork Efendi’nin bağında bulunduğu söylenmiştir. Yüksekliği 1.23 metre ve genişliği 0.87 metredir. Üst kısmında 2 satırlık Luwice yazıt stelin sahibi olan kadını tanıtmaktadır. İkinci bir kadından bahsedilmediği için yemek sahnesinde betimlenen kadın figürlerinin ikisi de Tarhuntawasti’yi gösteriyor olabilir. M.Ö. 9.yüzyıla tarihlenmektedir ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir.

Stel parçası

Stel parçasında sadece bir kadının baş tarafı görülmektedir. Stil olarak başka bir yemek sahnesi steline çok benzerlik göstermektedir ve aynı döneme ait olmalıdır. Kadının başının arka tarafında muhtemelen stel sahibini tanımlayan bir yazıtın başlangıcına ait iki hiyeroglif karakter mevcuttur (za-wa/i, “Bu [(kişi…]”). Maraş kalesi eteklerinde yapılan inşaat kazıları sırasında bulunmuştur ve boyutları yaklaşık 38 cm’ye 66 cm’dir. Kahramanmaraş Müzesinde sergilenmektedir.

Tarhupiya’ya ait Mezar Steli

Kızıl renkli bazalt stel oturmakta olan bir kadın ve onun dizleri üstünde ayakta duran bir genç erkek göstermektedir. Erkegin sağ elinde bir kalem sol elinde ise ipe bağlı bir kuş vardır. Kuşun hemem altında da bir yazı tahtası bulunmaktadır. Bu kişinin başının üst tarafındaki kısa yazıt sadece Tarhupiya ismini vermektedir. Yazının olduğu yüzeyin daha derin işlenmiş olmasından dolayı, yazının daha geç bir tarihte taşa işlenmiş olduğu düşünülmektedir. Yaklaşık 80 cm yüksekliğinde, 28 cm genişliğinde ve 16 cm kalınlığındadır. Stel Louvre Müzesi tarafından antika marketinden alınmıştır ve orjinal yeri konusunda bir bilgi verilmemiştir. Ancak stilsel benzerlikler Kahramanmaraş civarından geldigine işaret etmektedir. Stil olarak M.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmiştir. Louvre Müzesinde sergilenmektedir.

Hitit Anıtları – Kahramanmaraş
Tayfun Bilgin